“Mantıksal
olan şaşırtıcıdır"
der Bertolt Brecht.

Özellikle "olağan olandan" kuşku duyulmalıdır. İnsanlıktan çıkmış bir insanlık döneminde;
her şey
yolunda imiş gibi gösterilmek istenir söz birliği içinde...
Dünyayı değiştirme iradesini ortaya koyabilecek şekilde; olguları ve
insanı yabancılaştırarak sahneye ve seyircinin önüne koyar Brecht.
"Bu
iş böyle sürmez buna bir son vermeli”…
“Duygu düşünce” arasındaki çatışmayı verimli kılmak. Düşünce
aydınlığı ve söz birliği içinde yaşamı örgütlemeye yönelik doğru ve temel sorular sorar
Brecht. Hayatı özgürleştirmedeki
temel işlevleri sorgular.
İnsanın içinden geçmekte olduğu durumu anlaması ve mücadele etmesi
için güç araçlarını sunar; büyü salar epik tiyatrosundan.
Sanat
insandır!..
"Tüm sanatlar yaşama sanatına hizmet eder" der Goethe.
Picasso sanat çevresinde "dünyayı yeniden tasarlayan ve yaratan"
adamdır...
Sanat iktidar ilişkisinin son tartışılan gündemi; Taliban'ın, kültür
ve sanat ürünlerini hiçe sayma ve yok etme iradesi olmuştu.
Ucube
sanat
Doğaya karşı mücadelesinde, insanda bir büyü işlevi vardır sanat
eyleminin.
Ritmler, sesler, danslar, masklar, mağara çizimleri ve yontuları
karşısında "Toplumsal ritüeli " birliğini ve gücünü üretmiş, hayata
geçirmiştir. Bugün “doğanın yok edilmesi” noktasına gelen yolculuğumuzun,
böylesi masum bir başlangıcı var.
Doğanın karşısında, insanla birlikteki yaşamına bir
güç, bir silah olarak başlar sanat ve
sanat üreticisi...
Günümüzde; "Ne işe yarar, kaç para eder" ile ölçülen: pazar
kavram ve niyet dayatısına
indirgenmek istense de; "Büyülü yanı" sürer.
Ortamlar
tecimselleşmiş olsa da sanatın büyülü yanı onu; "meta" hediyelik ve eğlencelik eşyalardan
korur; ayırır..
Sanat, insanı özgür kılar
Geniş kitlelerinin en kısa yoldan varoluşlarına destek vermesi,
sanatın yaratıcı derinliği ve işlevidir.
Oysa çağımız; faşist, neoliberal, egemen, AVM estetik
siparişli pazar ortamını tüm dünyaya dayatır.
Sanatçı üretim ve çevre ilişki kirliliği ülkemizde de yoğundur.
Sanatçı ile halkı ile arasındaki ilişkilerin önünü; siyaset, bürokrasiler, yarışmalar, ekonomik ablukalar ve egemen yürütme
tasarımları engeller; ortalık
ucube
kirlerle yıkanmak istenir.
Toplumlar sanatçı ve politikacılarını hak eder
Halkımız, yaşamdaki baskıyı
kaldırmada bir araç olan sanat ve sanatçısıyla daha yoğun
buluşmalıdır. Ve siyasi temsilcilerini daha titiz seçmelidir.
Sanat ritüelinin yerine;
Televizyon ve “eğlence tüketim ortamı” ikamesi olan "ucubeleştirilme" sürgit
olmayacaktır.
Ucubeleyici yaklaşım bir yaşam felsefesidir… Bu felsefe,
cehaletini; farklı fikirleri ötekileştirme isteğini dayatmak istemektedir. Kendi yaşam,
söylem ve öngörülerinin bir ve tek gerçek olduğunu her fırsatta
sergilemekte; "Taliban" yöntemiyle kusmaktadır...
Oysa; toplumuna sorumluluk duyan her gerçekçi sanatçının bu
enerji ile ürettiği insanının ve sanatının büyü kavramsalı, gelecek
toplumları biçimlendirmektedir ve süreç tüm bu sorunlarıyla birlikte
yaşamaktadır...
Sanat ve kültür insanı sevgili Mehmet Aksoy, bu meselenin tüm sanat
çevresini ilgilendirdiğini; yanında olduğumuzu bilmesini istedim.
Başbakan ve çalışma arkadaşlarının; sanatçı, aydın ve demokratlar
ile bilek güreşi hevesleri anlaşılmazdır. Ve yenildikleri ulusumuzun
ve dünyanın gözü önünde ortadadır.
Sanat toplumu dönüştürürken görevini egemen sınıflardan almaz ve
almamalıdır. Bu "ucubet" siyasetin işidir.
"Sanatı
alımlama, alımlama sanatını bilen için gerçek bir yaşantı
olabilir."B.Brecht

11
ocak.2011 |