|
Bu şafaklarda
yüzen…
Marş, ”korkuya”
kilitlenmez;
onu sağaltır."Bize"
güvenmemizi
koşullar.
Tarihsel dönem
simgeleri,
değerleri,
düşmanı ve mücadele
yöntemlerini
sergiler…
Millet ve bayraklı istiklal hakkı ve ruhu; gurur, umut ve kararlığı
ile geleceğe
dokunur!..
Söylenmekte olan “korkma” hakkınızın olduğudur öncelikle!
Ancak “korkmamalısınız”.
Zira, en son ocağımız sönene kadar birlikte ve sancağımızın
altındayız… Kuşkusuz vatan ve istiklal mücadelemizde düşmanlarımızı birlikte yeneriz...
“Korku” yu alt etmede yeni yollar
Topraklarımız üzerindeki silahlı
düşmana karşı ritüel, bugün neden
bu kadar tartışılmaktadır. Yeni değerler; değişen düşman biçimleri ve
ürettiği korkuları yönetebilecek ortaklıklar mı aramaktadır. 21
yy. toplumlarındaki bütünleştirici duygular için, eski simgeler
yeterli görülmüyor; düşmanlarımıza karşı bizleri korumuyor;
korkularımızı neden azaltmıyor...
Bu sorunun cevabı; değişen dünya şartları; araç, yöntem ve
biçimleriyle kuşatılmış; “Laisizm” ve “Kürt” meselemiz
çözümsüzlüğünü işaret etmektedir.
Sınır tanımaz düşman ve “Korku”
Korku; korunmayı eyleme sokar. Tehlike algısı; bilgisi ve
duygusunun üzerimizdeki baskısı; verili durumun çözüm yönetimlerini
koşullandırıır…
Demokrasilerde üretilecek kültürden beklenen “korku” değil;
“güvenlik” duygusudur!.
Hak ve özgürlükler, tüm kurum ve mekanizmalarda katılım ve temsil
ile oluşturulur, denetlenir. Bireyin; özgür, eşit, bağımsız özneler
olarak “mutlu” olabilmesini gözetir; esas alır. Sınıf ve zümre
ayrıcalıkları öngörmez! Parlamentosu, iktidarı, muhalefeti, hukuk
üstünlüğü ile; farklılığı içindeki bireyi kollar... Sistem kendini
güvence altına alıcı ve geliştirici mekanizmalarını çalıştırır;
yenilerini icat eder...
Gelir dağılım paylaşım adaleti ve bireysel suç göstergeleri;
toplumlardaki değer yanılsamalarını da ölçebilmektedir.
Ne
kadar “Korku”
Kişisel gelişimi hissederek; eşitlik, adalet ve “güven” duygusu ile
çevre ve geleceğimize dokunmak önemlidir. Yabancılaşmamış,
maskelenmemiş ortamda; bireyin duygularını özgürce üretip,
paylaşması; tüm ortam mekanizmalarının “bağımsızca” çalışıyor olması
önemlidir.
Küresel tayin edici merkezler, bu denge sistemleri ile stratejik
oyunlar oynar. İşleri de budur aslında. Ekonomik, sosyal ve siyasal
güç dengeleri ile; toplum ve bireyler üzerine kurduğu baskılardan
aldığı karşılıklara göre yeni yöntemler dener; pozisyonlar
alır!...
“Korku”da son nokta
Alışkanlık ve deneyimlerimize yerleşmiş “korkularımız”; geleceğe
yönelik hayallerimiz ve algılarımız içine sinmektedir… Toplumsal ve
demokratik mekanizmalar içindeki “yasakçı korkular”; meşru algı
biçimleri ile bizleri kontrol edecek desteklerini bizlerden
alır.(Sigara, içki yasağı v.s.)
Bilincimiz ve denetimimizden bağımsız bizi bizden daha çok
düşünenler içimizde yerleşirler…
Korkuyla yüzleşmek ve“Arap
baharı”
Kimdir görünmeyen diktatörler! İşbirlikçileri nasıl çalışır halklar
ve bizlerin üzerlerinde. Farklı gruplar ve birlikte meydanlarda
şimdi yaralarını, acılarını sarabilmektedirler birbirlerinin.
Suriye’de, Yemen’de, Mısır’da, Tunus ve Cezayir’de.
İçerlerimizde pusulanmış Truva atları. Özgür olana dönük gine de
birlikte, parçalanma pahasına insan!
Alışkanlıklar, özgürlükler ve
paylaşımı
“Yiyeceğin bol olduğu yere gitmek
isteyen açlar, büyük paralar ödeyerek kendilerini “çatık kaşların”
beklediği yolculuklarına çürük teknelerle, kimliksiz çıkarken;
zenginler uçakların birinci mevkilerinde şampanyalarını yudumlayarak
küreselliğin tadını çıkarıyor, üstelik daha ucuza.” Zygmunt
Bauman/ Küreselleşme/Toplumsal sonuçları
Dünyanın bu görünmez işgalcilerine karşı ortak direnişlerimizle
algılayabileceğimiz; korkularımızdan arınacağımız yeni kavramlara,
duygulara; “Marşlara” ihtiyacımız var! “Korku” yu aşıcı ortak
değerler birliği ile bu “küresel tip düşmanlara” karşı ve sürekli
nasıl savaşabilinir; nasıl bir “özgürleşme” beklemektedir gelecek
yüzyıl halklarını…
Seçenekler,
korkular, birlikteliklerim
1 - Umudumu sandığa tıkmayarak enerjim ve hayallerime daha fazla
yüklenebilirim.
2 - TKP’nin aradığı 500.000 kişi arasında yer alabilirim.
3 - Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu bağımsız adayı, Abdullah
Levent Tüzel’i destekleyebilirim.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp
gidecekmiş gibi,
Hem de
hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan
tutarak...
Can Yücel
/ Bağlanmayacaksın
Yaşadığım sürece hiç deme hiçbir zaman.
kesin değildir kesin olan.
Bu işler böyle sürüp gitmeyecek…
ve
Gün bitmeden olacak hiçbir zaman.
B.
Brecht
/ Diyalektiğe övgü
Siz evet siz
Hiç kavrayabilir misiniz
Niçin
Bunca küfür sağanağı altında dingin
Bir tabağa koyup ta ruhumu
Gelecek yüzyılların şölenine sunduğumu?
V. Mayakovski
09 Haziran 2011 |