Monarşiden Cumhura nişan

İngiliz Kraliçenin, Türkiye devlet  yönetimine bıraktığı sömürgeci  sembol, tören ve nişanlar; tarihsel
şöhrete sahip.
Haber alanlarımızı baskılayan, dolduran lütfedici ve ulaşılmaz onurlandırıcılıkta VİP  gönderiler,  imgelem dünyalarımızı taciz ediyor...
Kültür bulaşıcıdır...
Çünkü kültür doğadaki biraradalığı, hiyerarşiyi kurumsallaştırır; çamurlaşır, yapışır, iz bırakır...  Günümüz paradigması, insanı "vahşi olmaktan" çıkarıp; sosyal numarası ile yerleştirdiği "modern koltuğunda",  arka plan ve sembollerli kitlesel zincirinde yabancılaştırır ve onu yeniden yaratmaya "kendini adar!"...  
İng. Kraliçe & Abdullah Gül "hikayesi" bu alana dairdir...  

Nazım Hikmet, 45 yıl önce bugün  ölmüş. 03 Haziran 1963

"Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine..."
Şiirdeki insan, sonsuza açık ve büyüleyicidir. 
Kraliçe ötekidir. "Dışlanan itibar" için, şiire hangi "nişan"ını verirse versin;  bu şiir gine de kraliçeye yarar getirmez.
Sonsuza kadar ceza verici olmaya  devam eder...  Açıkça soylu, egemen takıma söver ve kraliçenin yüreğine de korku salar şiir...
"Bir orman gibi kardeşçesine"... Bu ne demek oluyordu ki!

Tarih boyu egemenlik arayışı arkasından beslenenler öteki gördüklerini; törpüler,
düzenler, sakatlar, dışlar; öldürür ya da "ödül vererek" kontrol ederler...   "Boyun eğme ya da nefret" duyguları ile örgütlenerek özgür bir dünya kuramamıştır insanoğlu henüz... Tuzaklarla dolu ortam ve değişimlere yön vererek; yeni ve kullanılır özgür dünya için örgütlenememiş; zihinsel ve duygusal başarı sağlayamamıştır... Özgürlük, eşitlik ve paylaşma arayışları, egemen sınıf ağlarında çırpınıp durmaktadır...  Güçlünün ele geçirmiş olduğu ve yeniden ele geçirmeyi üreterek örgütlediği bir dünyadır burası... Sömürge tipi kültür, tüm insanlığın aklını ve duygularını kuşatmış ve bozmaktadır...
"Barış" biçimindeki yaşanan güne boyun eğdiğimiz, umut bağladığımız, bu
"egemenin savaş ortamı"nın; geniş kitleler tarafından talep görmesi; gönüllüce savunulması(!) ve yeniden üretilmesi; insanın kendi biçimlenişine özdeş tutma sebebi; kısa ömrünün "mutlu, özgür ve pozitif" yanılsamalı olma ihtiyacı ile çok ilgilidir!.. 
Ve ormanda kaybolur insan...

Özgür kardeşlik hayali!..
Kitlesel insan, konfor ve mutluluk talepleriyle,  "kişisel gelişme" ve "bireyselliğini" inşa edeceği "çukura" yerleştirir kendini... 
İnsan; karşı kendi ve tutsaklığını yaratır.!..
Dünyadaki tüm sembol ve duygular, küçük hayatlarımızdan beslenirler. Bu gelişme(!)leri kontrol edenler, dirençleri yönetebilenler, hayata ve insana yeniden şekil verebilmekte ve bunu denemektedirler...
Gücün psikolojisini; meşruiyet dirençlerini yeniden icat edebilen, örgütleyebilenler; bu alan ve yönetimlere müdahale edilmesini, değiştirilmesini, yeniden paylaşılma isteğine izin vermez ve savaşırlar.

 "Gelişme"(!) yabancılaşmalı, tutsak edici "üstünlükteki" cazip psikolojisi üretimli yoluna(!) devam etmekte dünya...
"Gerçek"; masum, burnu sürtülmüş direnç ve taleplerimizle oluşturabildiğimiz; keyfini çattığımız basit, konfor suskunu sosyal numaralarımızda gizlenmekte hala.
İngiliz monarşi gönderileri, arka plandaki bu numaraları düzenler, sunar; yüceltir, aşağılar ve yönetir... Ötekinin tehdit olduğu gezegende; küresel ve kitlesel bir organizasyona esir düştük… Büyü ortada...