İlişkilerinizi tasarlarken ötekiyle çatışırsınız.  "Hoş Geldiniz!" daveti, işe yararlığınıza  seslenişini gizler...  Deneyimlerimizin beslediği, "Birlikte Mutluyuz" maskeleriyle ölçebileceğimiz levhalar gösteririz birbirimize... Oyunu bozma fikri nasıl geliyor kulağınıza bilmem; ama oyundan çıkma, kaçma duygusu kimse için sır değil...
Sıkça tatil  gerekli. Ucunda kurtuluş olmasa dal... Evrensel  mutluluk yok!.. Olsun!..  Döndüğünüzde kapıda karşılar işleriniz; sorununuzu çözmenizi beklemişlerdir...  Kocaman  bir "Hoş Geldiniz!" daveti aldınız!.. Oyundasınız işte ya!...

Deprem ve  küçük  yeniliklere karşı varlıklarını sürdüremeyen aptal binalar, bilişim teknolojileri ve kendimizin tasarladığı  bizler, sınırlı güce sahibiz. Yaşam ortaklığımızı; bilgiyi açıklayıcı sistemlerle desteklesek de; tek merkezli çalışmayan sürpriz dolu bir kozmoza takılıyoruz... Sezgileri, düşleri, sosyal  ihtiyaçları, bilinçaltı ile beslenen ilkel içgüdüleri ve maddesel varlığımız rasyonel saplantılı düşünce şeklimizle.. Görelilik kuramı için, bilim tarihinin en estetik yaratısı olduğu söylenir... Einstein,  müthiş macerasında, onca rasyonel odak içindeki zihnini bu ihtiyaca açık tutar... Ötekinin büyülü tadını çıkarmaktan vaz geçmez...
20.05.2008