Göreceli doğrular ortak yaşamımızı nasıl şekillendirebilir. Nasıl oluyor da, hayatın bu yürüyen başarısı(!); üzerimizde fosil hükümranlık sürdüren ortak doğrular haline gelebiliyor. Otoriteyi algılamamız hüneri ile  oluşturduğumuz evrensel lağımdan, her düzen kendi doğrularını uydururken biz; boyun eğerken ya da şiddet üretirken buluruz kendimizi...  Her sistem bu durumu içinde yeniden eritir ve yeniden üretiriz kendimizi...
Bugün gençlik ve spor bayramı.  70 milyon Türkiye'de 4.4 milyon genç işsiz.  Bayram kutlamalarının salon sahibi masum yüzlü devlet; gençlerin gelecek hayalleriyle afra tafra yapıyor... İnsan hakları, sivil irade, sosyal devletli  bol hamaset...
Egemenliğin meşruiyeti; kimi tarihsel evrensel macerası ile açıklanır ve sürmesi sağlanırken, kimi küresel bir üst ve ortak haklar gibi giydirilir... Egemenliği elinde bulunduran, kendi gerekçe ve doğrularını bengi doğrular gibi sunar; yakalardan elini eteğini çekmez,
alışkanlıklarından vazgeçmez, hayatı ve psikolojisini bir şekilde yaratır, oluşturur; PR yapar, kutlamalara sahip çıkar ve ortamı boş bırakmaz … Yaşanan sefaletin yaralarını saracak zenginliği üretiyor dünyamız. Sosyal adalet, sosyal devlet, demokrasi, insan hakları; içi boş semboller… 
19 Mayıs 2008