|

Düşünce, duygu ve egolarımızdaki kavramsal strüktür, yoğun ve sürekli bir
karmaşa altında ne olurdu. Düzensize evrensel akış; düzen
takıntısındaki insanın sosyal dengesi üzerinde ne kadar kaotik durabilir...
dEprEM
Yakınının düğününde, dostları
arasında, çılgınca
eğlenerek
sosyalliğinde kaybolur
genç adam.
Evine dönerken trafik kazası geçirir ve hastaneden çıktığında; yabancı
bir dünyaya göz açar.
Sesler duyamaz,
ilişki
kuramaz. Boşluklardadır...
Küreselleşen;
merkezi bağların çözüldüğü;
sınırların kalktığı,
desantralize dünyada,
göçler ve karışıklıklar; savaş
benzeri hızda tasfiye edilen kültürler... Gelecek kesit,
yabancı bir estetik; önüne yerleşmiştir...
Toplumun bilinci
yoktur...
Düğünün sıcak anıları; çatışma,
iç gerilim ve dışlanma sertliği ile yaşanır..
Kurduğu cinsel ilişkide aradığını
bulamaz... "Gurbet içinde ölmek" gibi
algılar kendini...
Partnörünü geriliminin
doruğunda
öldürür...
Kaçar!..
Telaşına koşut olmayan ilgisizlik;
daha fazla korkutur onu...
Özgürleştirici
boşluk!.. Zamansızlıktan
kaçmak için çırpınır...
Çevresiyle böyle bir uzaklıktan bütünleşir...
Ortalık yerde birini
boğar öldürür. Kaçmaz... Oturur...
Bitkindir ve rahatlamıştır...
Yüzünü avuçlarına alır,
hıçkırır... İlgi çekmez. O da bundan vaz
geçer...
Düğünün anıları, tüm günahlarıyla arınıp
silikleşirken, değişimindeki gülümseyişi;
suçsuzluğu anlaşılan,
mahkumluğuna
son
verilmişlik tepkisine benzer bir boşlukla dışa vurur!
|