|
Bu
uygarlığı
sen kurmadın
küçük adam.
Sen hiç
bir şey
değilsin.
Aklıbaşında
efendilerinden
yalnızca
birkaçı kurdu
bu uygarlığı…
Vilhelm Reich
Paranız ne
güçlü imiş ama sayın
finansör!..
“İyi insan” düzeneğinizin yaşam
akışına katışmışız biz de!..
İçinde olduğumuz dünya savaşı
ardından; istenen uygunlukta; daha da küçük insanlar olmaya da
adayız bu arada; dükkan sizin!..
Kültür havuzlarınızda biçimlendik!
Şimdi ortam buharlaştı diyerek; küresel zemine uygun yeni sistem ve
insan kullanma kararınızı nasıl anlamayız!..
Bir kaç milyon insana biter bu iş.
Hem de büyük çoğunluğunu birbirlerine parçalatıp, pek azına masraf
edip bombalatarak; özel güvenliklere, istihbaratlara, Nato'ya filan
yani tıpkı diğerlerindeki gibi!
Dünya halkları savaşın büyüsünü
izlerken; turistik bir gezi kadar estetik, aktif; “ucubeci olmayan”
görünümlü sanatçılarımız ve RTE Somali’de. Tarihe not düşmekteler.
İçi boşaltılan Afrika'dan, küresel bir sahne ve rol ile işte böyle
dünya... Kurtuluş savaşı veren bir halk; hızla emperyalistlerle
birlikte saf tutmuş.
Pazar kurumları, değişim değeri,
eşitsizlik, hiyerarşi, mülkiyet kodları altında geçinip gidiyorduk
eski düzende alt tarafı. Yeni ilaveler; özel güvenlikli özerk kent
tipi yaşam ve yönetimi altında, kredi kartı boyunda değeri olan,
sentetik dinli bir dünya yurttaşı müjdelenmekte dünyaya. Tüketen/
sorgulamayan, örgütlenmeyen tektip yurttaşa ulaşılmakta insanlık
macerasında… Nazi kampı ölümcülüğünde, hayatın ve canlı yaşamın
tümden eriyor olmasını kim umursar. Yeni iyi insan kimliklerimiz
içinde çoktan emniyet kemerlerimizi bağladık… Dileğimiz; eski güzel
günleri aramamak!..
Sürprizlerle şekillenecek yeni
insanımızla biran önce tanışıp, bu yabancı ve soğuk ortamdan
kurtulmalı dünya! Yeni insanımızı yönetmek, yeni bir araç kullanımı
heyecanında “keyif almak” gibi yeni bir şey icat etsin büyüklerimiz…
Sihirbazımız sizsiniz sayın finansör. Bunu politikacılara
fısıldamalısınız… İkon elinizde. Ürettiklerinize nasıl bir
alternatifimiz olabilir; alternatifimiz yok! Yeni öykülü hayat
sunumunuz; ve bombardıman uçaklarınızın saha çalışmalarına
teşekkürler yani! Özel güvenlik ve terör holdingleri ile çevrili
ortam içinde, ego salgılayarak bize eğlenmek düşer. mutlu olmaya
zorunluyuz biz de “Keyif almak” zorundayız...
“Sevindirik” dünyalar
Sömürgeci tacirin sürekli çalışarak
ama, kağıt üzerinde biçimlendirdiği dünya ve tasarladığı onca yoğun
çabalı ortamı uygularız bizler sadece... Sürekli üzerinde çalışır
geleceğimizin. Maliyet ve iyileştirme hesapları, rekabetmişçe
markaları çatıştırma oyunları ile belirlenmesi gereken sınırlar; ve
sürekli kontrol eder. Risk hesapları, finans ayarları; raitingi
yüksek PR lar göz doldurmalıdır… Dünyayı yönetmek ister, yönetir ve
kontrol eder… Bu baskın paradigmalı umut ve hayaller, sistemin
istediği tektip bir kimliği dayatır ve insan dönüştürülür…
Geniş kitleler nihayetinde güven
duyabildiklieri, inanabildikleri bir düzen olasılığı; dinginliğine
teslim olmak ister!… Sürekli bir olumsuzlama ve teoriyle kim başa
çıkabilir... Hayatlarımızı elimize tutuşturan sistemin karşısında
“özgür ritüel”ler savunmasız; cılız ve örgütsüzdür… Rasyonel bir
hayatın içinde ise insan teslimiyetçi ve işlevsizdir… Başka nasıl
olabilir…
İsyanın düzeninden beslenmek yerleşik
düzende var olmaya ve düzen algılarına uygun değildir!.. Özgürmüşçe
tasarlanan; küçük insanlar peşinde kendimizi dönüştürürüz!..
Kurucu aklı haklı kılan bir keşifle
tüketilir yaşamlar... Kendi ritüeli ve ruhunda; özgürlüğe ve
toplumsala eğilimli itaatsiz; egosuna tıkanır, hapsolur. Yapay ve
sapkın tüketim psikolojisine, yeni işlev ve görevler yükler.
Örgütsüz iç sesi iyiden kısılır; kesilir… İnsan, doğa ve bilinç
macerasında yabancılaşan; sömürgeci erk, tekniğin soyut etkinliğinin
hızlandığı yaşamda; kendine yabancılaşan insan; daha fazla itaat
ederek yaşamıyla başa çıkabilir. “Özgür ritüeli” ve düşleri
işlevsizliğinde; sömürücü bu çapta derinlikli; örgütlü güce boyun
eğer…
Büyük resmin evrensel yolunun;
heyecanı ve var oluş duygusundan beslenmeden; sınırlı bir tutsak
hayat. Güç ve finansın rasyonal aklına teslim oluyor; bu aklın
savunucusu ve yürütücüsü oluyor...
Tarih içinde sürekli akan bu resmi
nasıl görebilir insan. Akışın büyük resmini ve kendini; içindeki
özgür geleceğini. Bu büyük özgürlük heyecanına kolları sıvayabilir
mi. Bu bir; insan olma hakkıdır! Günlük hayatlarımızda, eğitim
kurumlarımızda bunu tartışmalıyız. Pariteler, dış ticaret açıkları,
gayri safi milli gelir, Nükleer enerji, doğa ve insanı tahribatları,
Tarım emperyalizmi, yoksulluk ve ölümlerinin yaşandığı dünyamız
çözümlerini sömürgeci akıl üretmez Onun projesi çözüm değil, kendi
düzenindeki kaosu yaratmaktır!
İnsan toplumsal yaşam içindeki rolünü
özgürce seçebilmeli oysa; bu heyecanı üretmeye katılmalı ve
yönetebilmeli... Sınırsız evrende; doğa, toplum ve bilinç
bütünlüğünde özgür olabilmelidir. Çocukluğunda yaşadığı sihirli
ortam ve duyguları gibi. Dayatılan erişkin rol ve duyguları değil…
İnsanların kendi gibi olabilme hak ve gelişimleri desteklenerek;
sömürücü kodlar temizlenmelidir…
22 Ağustos 2011 |