Köpek... İnsan... Füze kalkanları
 
                                  


Köpekler, koruma,  iş görmeli insan ve duyguları gözetilip; ceza / mükafat yöntemli; “
Otorite algısı üzerinden” şartlandırılıp, kontrol edilirler…

İnsanın dünyası içinde tarif bularak; doğaları engellenerek; sorunları çözülmüş(!); yapay formlarda yeniden üretilmişlerdir...

Çevremde 15 i aşkın sokak köpeğini, bir kaçını da küçüklüklerinden bu yana tanıyorum. Büyüyen  bedenlerini naif duyguları içinde üzerime bırakırlarken; tanışıklığımızı "taçlandırırlar" oyunlarıyla… Bu özel ilgi beni mutlu eder ve çok da üzer...
Doğadaki  bu farklı biçimlerdeki iki canlı; lafı dahi edilmeden hayatın dışladığı;  savruldukları  naif ruhlarının ortak  sırlarını paylaşır..
Yaralanmışlıklarını ve ilgilerini açarlar birbirlerine… Uyarılmış, paniklemiş; suçlulukla engellenmiş doğamızı ve yüklendiğimiz davranışlarımızı, vucutlarımızda izler, görürüz. 
"Dayağın cennetten çıktığına tanık olmuşuz ikimiz de!"… 

Yaşanmış deneyimlerden  kimliklenmişiz... Ortak dilde işaretlenmiş  göstergelerden eğitilmekteyiz.. Yapılmaması gereken, anlaşılmış; kavranmış... Kendi bedenlerine karşı da olsa bir durum;  neleri yapıp neleri yapamayacaklarımızı ve risklerimizi biliyoruz....  

Tüm sosyal varlıkların, düzenlenmiş toplu yaşam içinde
hata potansiyeli taşıdığı ve eğitildiği bilinir.
Garip olan; bu nedenli, sokaklara, caddelere dökülmüş, serilmiş; aç, susuz ve suçluluk içinde  ve  reddedildikleri ortamlara, yaşamlara kilitlenmiş; mühürlenmiş varlıklar haline gelinmiş olması…

Köpekler toplu olarak, trafikteki araca, ya da çöpten hayat kazanmaya çalışana odaklanır; karşı koyarlar. Teknolojinin hayatlarını tehditine ya da ortamında eşelenenlere v.s. sürü düzeni içindeki av eylemli gösterilerini gerçekleştirir; içgüdüsel duygularıyla birlikte yeniden donanır, güçlenir; ortak ruhlanırlar... Bunu yaparlar…

Gücü yetenin yettiğine; birbirlerine dalaşır, saldırabilir; ölüm oyununun karanlık koridorlarında çatışarak da kaybolabilirler… 

Dağlarda, ormanlarda ve ovalarda "bu vahşi ve umarsız medeniyet" dışındaki yaşamlarda; doğada aracısız var olmak; oluşmamış, oluşamamış...
Bu yeni modern hayattan dışlananlar; kendi hayatlarında donanımsız kalmışlar; insanın böylesi kültür çöplüklerinde çakılmış kalmışlardır...
Onlar bizlere benzemişler, bizler onlara benzemişiz...

Doğadaki kod:  “Bükemediğin eli öp” tür...
"Egemenlik ve yarış anlamlı" sürekli gelişmeli var olabilmek; diğer bir anlamıyla yok olabilmek önkoşuludur canlı yaşamın...   
Uzlaşıyı, hiyerarşiyi; boyun eğmeyi, korkuyu; ezmeyi ve ezilmeyi şart koşar yaşam... Gittiği yere kadar...

Kritik çizgiler…
Sokaklardaki köpek bedenleri, çokça beslenme sorunları ve baskıları yaşarlar… İnsanoğlu umudunun çevresinde yaşamaya mecburdurlar her durumda…
Tüm pozitif beklentilerini yüklerler... Başkası yoktur.

Farkındalık yaratan sihirbazını görür bizim yansımalarımızda… Onu var edeni; yaratanı görürler… Korkarak, ürkerek... Sevdiği söylenmese de; ilgisi bitmez ve kesilmez...  
Aşağılansa, acı da duysa; önemli olan farkındalıktır...  Bunu sağlayan, umutları vareden şeydir insanoğlu...



İnsan yaşamı, kendi ilişkisi dışındaki bir köpek yaşamını üretmez... 
İnsan yaşamı içinde şekillenmiştir her şey. Bu denge içinde tarifler yapılmaktadır...

Köpekler vahşi hayat içinde kalmış olsalar idi, doğal hayat belirleyeci olacak  ve insanla bu "
birbirine bağlı olmayan özgür ilişki" dışında kapılar kapalı olacaktı...

İnsan kültürü; doğayı, canlıları ve kendini aşağılıyor... Bu aşağılanmadan şartlanıyor ve yeniden gücü yettiğince bunu yansıtıyor...

Sizlere baktıkça; güzel olduğumu anlarım; acılar ve yanlızlıklarınızı görürüm...

"iyi ve güzel" olduğumun kanıtısınız bana...  Füze kalkanlı bir dünya inşa edilirken; kritik çizgilerde birlikte yaşıyoruz....